İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя..

KaRdEsLiGiN DaIm oLdUgU, sEvGiLeRiN BiRlEsTiĞi, DoStLuKlArIn bItMeDiGi AiLe fOrUmUmUzDa iYi vAkIt gEçIrMeNiZ UmUdUyLa eFeNdIm eDePlE GeLeN HüRmEtLe gIdEr.
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hz. Fatıma’nın (sa) Mushafı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
vuslatım özlemimdir
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 916
Kayıt tarihi : 02/04/09
Yaş : 41
Nerden : SİVAS

MesajKonu: Hz. Fatıma’nın (sa) Mushafı   Salı Eyl. 14, 2010 12:26 pm

Bismillahirrahmanirrahim
Soru: Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) litabının mushaf olduğu ve şuan alemin kurtarıcısının elinde olduğu doğru mudur?
CEVAP:
: Bu soru, geçmişten günümüze kadar âlimler ve araştırmacılar arasında merak konusu olmuş ve hakkında genişçe bahisler olmuştur. Burada Mushaf’ın ne demek olduğuna dikkat etmek gerekir. “Mushaf” günümüzde yaygın manada Kuran’ı Kerim hakkında kullanılmaktadır. Ancak lügate müracaat ettiğimizde durumun farklı olduğunu göreceğiz. Mushaf, sözlükte iki cilt arasına toplanmış sayfalar mecmuası demektir. Günümüzde ise kitap[1] diye tabir edilmektedir. Dolayısıyla “Fatıma’nın (s.a) Mushaf’ı” denildiğinde maksat Fatıma’nın (s.a) kitabıdır ki bazı Ehlisünnet kaynaklarında da işaret edilmiştir. Ubey b. K’ab gibi raviler Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) yanında mevcut olan bu kitabın varlığını teyit etmişlerdir.[2] Böylece İci’nin “Mevakif”, Curcani’nin “Şerhu Mevakif” ve Ebu Zühre’nin “İmam Sadık Aleyhisselam” adlı eserlerinde “Şia, Müslümanların arasında rayiç olan Kuran’ın dışında Fatıma’ya (Selamullahi Aleyha) isnat edilen bir Kuran’a inanmaktadır” sözü geçersiz ve tutarsız bir beyandır.[3]

Mezkûr raviler, Şia kaynaklı rivayetlere müracaat etmediklerinden ve Mushaf’ın manasına dikkat etmediklerinden dolayı böyle bir hataya ve gaflete düşmüşlerdir.
Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) Mushaf’ı, muhtevası ve niteliği hakkında Şia kaynaklarında çok sayıda rivayetler nakledilmiştir. Bu hadislerde Mushaf’ın içeriğinin hacmi, ne zaman ve nasıl yazıldığı hakkında bilgiler verilmiştir. İlk bakışta bu rivayetler arasında birtakım ihtilaflar göze çarpsa da hadislere iyice dikkat edildiğinde mana ve yorumları herhangi bir iphama yer bırakmamaktadır.[4]
-Bazı rivayetler, bu “Mushaf’ın” konularının Kuran’ı Kerim’in konularından farklı olduğunu beyan etmişlerdir.[5]

- Birtakım hadislere göre bu “Mushaf’ta” Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) vasiyetnamesi[6], evlatlarının tarih boyunca görecekleri musibetler[7], hazretin gelecekte vuku bulacak birtakım olaylardan haber vermesi[8] ve yeryüzünde hükmedecek bütün padişahların isimleri[9] vb. konular kayıtlıdır.
- Bazı rivayetlere göre ise bu “Mushaf’ta” bütün helal ve haram hükümler hatta yarım kırbaca neden olacak amelin hükmü[10] bile açıklanmıştır.[11]

-Bazı rivayetlerde İmam Cafer Sadık (Selamullahi Aleyh) birtakım konuları ezcümle zındıkların belirecekleri zamanı önceden bildirmiştir ve bunları Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) Mushaf’ına dayandırmıştır.[12] Bu rivayetler arasında da herhangi bir uyumsuzluk ve çelişki söz konusu değildir. Çünkü belirtilen bütün konuların o “Mushaf’ta” yer aldığı muhtemeldir ve her rivayet aslında Mushaf’ın ayrı bir bölüm ve içeriğini beyan etmektedir.

Mushaf’ın Yazılış Zamanı ve Niteliği

Mushaf’ın ne zaman ve nasıl yazıldığı en önemli konulardan biridir. Çünkü burada Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) Cebrail ve diğer meleklerle (Selamullahi Aleyhim) manevi bir bağ içinde olduğu meselesi anlaşılacaktır. Birtakım rivayetlerde “Mushaf’ın” yazılışı hakkında şöyle ifadeler gelmiştir: Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) konuları beyan ediyor, Hz. Ali’de (Selamullahi Aleyh) yazıyordu.[13] Mushaf’ın Hz. Fatıma’ya atfedilmesi ve nispet verilmesi hakkında şunu diyebiliriz: Mushaf, Hz. Fatıma (Selamullahi Aleyha) yanında bulunuyor ve hazret tarafından da muhafaza ediliyordu veya Mushaf’ın bazı konuları Hz. Fatıma (Selamullahi Aleyha) vasıtasıyla Hz. Ali’ye (Selamullahi Aleyh) ulaşmaktaydı.

Bazı rivayetlerde ise Mushaf’ın direk Allah-u Teâlâ tarafından Hz. Fatıma’ya (Selamullahi Aleyha) vahiy şeklinde imla edildiği gelmiştir.[14] Bazı rivayetlerde şöyle gelmiştir: Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) vefatından sonra Allah-u Teâlâ Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) yanına bir melek gönderdi. Melek, Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) musibet acısını teselli edip, dindirmek, babasının cennetteki makamını göstermek ve muhtelif konular hakkında Fatıma ile (Selamullahi Aleyha) sohbet etmekle görevlendirilmişti. Hz. Fatıma (Selamullahi Aleyha) melekle aralarında geçen konuşmaları Hz. Ali’ye (Selamullahi Aleyh) aktardı ve Hz. Ali (Selamullahi Aleyh) o konuşmaları imla etti.[15] Bir rivayet, bu meleğin Cebrail (Selamullahi Aleyh) olduğunu bildirmiştir.[16] İyice dikkat edildiğinde bu rivayetler arasında herhangi bir çelişki ve uyumsuzluğun olmadığı anlaşılacaktır. Çünkü Allah-u Teâlâ, meleklerinden biri olan Cebrail’in (Selamullahi Aleyh) vasıtası ve diliyle Hz. Fatıma ile (Selamullahi Aleyha) konuşmuştur. [17]-[18]Uyumsuzluklar şöyle yorumlanabilir: Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) bir Mushaf’ı vardı. Bu kitabın bir bölümünü babası Allah Resul’ünden (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) aldığı konular, diğer bir bölümünü de Cebrail ile (Selamullahi Aleyh) yaptığı konuşmalar oluşturmaktaydı.

Burada akıllara doğal olarak şöyle bir soru takılabilir; Bütün Müslümanların inancına göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) “Hatemul Enbiya”dır ve vefatından sonra yer ve gök arasındaki irtibat diğer bir tabirle vahiy kesilmiştir. Bunu hem Şiiler hem de Sünniler kabul etmektedirler. O halde Peygamberin (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) vefatından sonra Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) Cebrail (Selamullahi Aleyh) ile konuşması ve kendisine vahiy gelmesi nasıl düşünülebilir?

Bu itiraza şöyle cevap verilmektedir: Kuran’ı Kerim’e göre meleğin inmesi ve Allah-u Teâlâ’nın melekleri aracılığıyla peygamber olmayan kimselerle olan irtibatı mümkündür. Nitekim Kuran’ı Kerim’deki birçok ayet, meleğin Hz. Meryem (Selamullahi Aleyha) ile irtibat ve sohbetinden söz etmektedir.[19] Allah-u Teâlâ, Hz. Musa’nın (Selamullahi Aleyh) annesiyle olan irtibatı vahiy olarak nitelemiştir. Hz. Meryem (Selamullahi Aleyha) ve Hz. Musa’nın (Selamullahi Aleyh) annesi gibi yüce kadınlar ile bu irtibat mümkün olduğuna[20] göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) tarafından “Bütün zamanlardaki âlem kadınlarının hanımefendisi” olarak vasfedilen Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) hakkında da bu irtibatın gerçekleştiği pekâlâ makul ve doğaldır. Vahyin kesilmesi, gökyüzü ve yeryüzü arasındaki bağın kopmasından maksat Allah-u Teâlâ’nın peygamber vasfındaki bir şahısla olan irtibatının kesilmesi ve artık herhangi bir nübüvvet risaletinin olmayacağı şeklinde değerlendirilmelidir ve hakikatte budur zaten. Yoksa Hz. Meryem (Selamlullahi Aleyha) ve Hz. Musa’nın (Selamullahi Aleyh) annesinin Allah-u Teâlâ ile olan irtibatlarını kim inkâr edebilir? Şia inancına ve hadislerine göre masum Ehlibeyt İmamları (Selamullahi Aleyhim) ile Allah-u Teâlâ arasında bir bağ ve irtibat vardır.[21] Ehlisünnet kaynaklarında da bazı şahıslar “Muhaddes” olarak tanıtılmışlardır. Muhaddes yani ilahi meleklerle bir çeşit irtibatı olup, meleklerden hadis alan kimsedir.[22]

Mushaf Kimin Yanındadır?

Şia rivayetleri göstermektedir ki bu Mushaf muhtelif zamanlarda masum imamların (Selamullahi Aleyhim) yanında muhafaza edilmekte, bir imamdan (Selamullahi Aleyh) bir başka imama (Selamullahi Aleyh) intikal etmekteydi ve yüce şahsiyetlerden (Selamullahi Aleyhim) başka kimse o Mushaf’a ulaşamamıştır. Bu rivayetlere göre Ehlibeyt İmamları (Selamullahi Aleyhim) ondan istifadeyle gelecekte vuku bulacak birtakım hadiseleri önceden bildirmiş ve hükümlerini de beyan etmişlerdir.[23] Son zamanlarda bazı yayıncılar tarafından “Sahifetu’z Zehra Selamullahi Aleyha”[24] adıyla yayımlanan kitap hazretin Mushaf’ıyla farklıdır. Çünkü bu kitapta genel olarak Hz. Fatıma’ya (Selamullahi Aleyha) isnat edilen dualara yer verilmiştir.

Kaynaklar:

[1]-Seyyid Rıza Celal Hüseyni, Tedvinus Sunneti veş Şeria, s.67
[2]-Es’ad Abud, Sahifetuz Zehra (Selamullahi Aleyha) s.65-85
[3]-Maruful Haseni; Seyyid Haşim, Siyretul Eimmetil İsna Aşer c.1, s.98-99
[4]-Muhammed Bakır Meclisi, Biharul Envar c.26, s.83-84
[5]-Aynı Kaynak s.38-93
[6]-Aynı Kaynak, s.34
[7]-Aynı Kaynak, s.14
[8]-Aynı Kaynak, s.44
[9]-Seyyid Muhammed Rıza Hüseyni Celali; Tedvinus Sunneti veş Şeria, s.77
[10]-Biharul Envar, c.26, s.73
[11]-Aynı Kaynak
[12]-Biharul Envar, c.26, s.44
[13]-Aynı Kaynak, c.26, s.41-42-94
[14]-Aynı Kaynak, c.26, s.93
[15]- Aynı Kaynak, s.44-84
[16]- Aynı Kaynak, s.24
[17]-Elbette bu rivayetler ile Mushaf’ın Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) imlası olduğunu bildiren rivayetler arasında bir nevi uyumsuzluk göze çarpmaktadır. O rivayetler Mushaf’ın yazılış zamanını Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) hayatı dönemi olarak beyan etmiştir, bu rivayetler ise Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) vefatından sonrası olarak beyan etmektedir. Bu uyumsuzluğun giderilmesi için birçok yollar sunulmuştur:
[18]- Birinci kısımdaki rivayetlerde geçen “Allah Resulü” ibaresinden maksat Allah’ın elçisidir, peygamberi değil. Dolayısıyla bunu Allah’ın herhangi bir meleğine de tatbik etmek mümkündür. (Seyyid Muhsin Emin; A’yanuş Şia, c.1, s.311) bazı âlimler bu cevabı eleştirerek şöyle demişlerdir: Bu yorum güzel görünse de ancak “Resulullah” kelimesinin kullanıldığı yerlerle uyumlu değildir. Çünkü “Resulullah” kavramı İslami metinlerde genel olarak “Allah’ın peygamberi” anlamında kullanılmıştır, mutlak olarak her elçi anlamında değil.
İkinci olarak, Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) iki Mushaf’ı vardı denilebilir. O Mushaf’tan biri Resul-i Ekrem’in (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Alihi ve Sellem) beyanlarını içermekteydi, diğeri ise Cebrail’in (Selamullahi Aleyh) (Hz. Fatıma Selamullahi Aleyha ile) sözlerinin neticesidir. Aynı kaynak, s.314, bu yorumun cevabı ise şudur; rivayetler bir Mushaf’tan söz etmişlerdir iki Mushaf’tan değil.
[19]-Al-i İmran, 42,43,54
[20]-Kasas, 7
[21]-Biharul Envar, c.26, s.66-79
[22]-A’yanuş Şia, c.1, s.314-513
[23]-Biharul Envar, c.26, s.83-84
[24]-Es’ad Abud ve Cevad İsfehani Kayyumi “Sahifetuz Zehra Selamullahi Aleyha”

_________________

Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar?
Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?

Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.

Yarın akılsız
neyi bileceksin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Hz. Fatıma’nın (sa) Mushafı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя.. :: ♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥...::::iSLAM::::....♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥. :: ѕσяυ & ¢єναρ-
Buraya geçin: