İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя..

KaRdEsLiGiN DaIm oLdUgU, sEvGiLeRiN BiRlEsTiĞi, DoStLuKlArIn bItMeDiGi AiLe fOrUmUmUzDa iYi vAkIt gEçIrMeNiZ UmUdUyLa eFeNdIm eDePlE GeLeN HüRmEtLe gIdEr.
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Anlamadan Kur'an Okumak Sevap mıdır? - 1

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
vuslatım özlemimdir
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 916
Kayıt tarihi : 02/04/09
Yaş : 41
Nerden : SİVAS

MesajKonu: Anlamadan Kur'an Okumak Sevap mıdır? - 1    Çarş. Kas. 03, 2010 9:19 am

Anlamadan Kur'an Okumak Sevap mıdır? - 1


Yaşadığımız toplumda Müslüman halkın İslam’la ilişkilerini incelediğimiz zaman sorgulanması gereken birçok hususların olduğunu görüyoruz. Bunlardan bir tanesi de Müslümanların Kur'an’la ilişkisinde görülmektedir. Müslümanların neredeyse tamamı anlamadan da olsa Kur'an okumanın sevap olduğuna inanmaktadırlar.

Acaba gerçekten zannedildiği gibi anlamadan Kur'an okumak sevap mıdır?

Önce aşağıdaki ayetleri düşünerek okuyalım:

"Hâlâ Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok çelişki bulurlardı."(Nisa/82)

"Onlar Kur'anı düşünmüyorlar mı yoksa kalpleri kilitli mi?"(Muhammed/24)

"Andolsun Biz Kur'anı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?"(Kamer/22)

"Tertil üzere(itinalı, düşünerek, yavaş yavaş) Kur'an oku "(Müzzemmil/4)

"(Resulüm) Sana bu mübarek Kitabı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik."(Sad/29)

"...Bu Kur'an bana kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu..."(Enam/19)

"Ey iman edenler! Ne dediğinizi bilinceye kadar sarhoş iken namaza yaklaşmayın..."(Nisa/43)

"Biz gönderdiğimiz her bir peygamberi - kendilerine apaçık anlatsın diye - ancak kendi kavminin diliyle gönderdik. Allah dileyen kimseyi saptırır dileyen kimseyi hidayete erdirir. O Azizdir, Hâkimdir."(İbrahim/4)

"Yemin olsun ki onların(Peygamberlerin) kıssalarında akıl sahipleri için pek çok ibretler vardır."(Yusuf/111)

Yukarıya bazılarını aldığımız ayetlerin dışında daha birçok ayet bu Kitabın anlaşılarak okunması gerektiğini ya direkt veya dolaylı olarak telkin etmektedir. Gerçekte söz bir şey anlatmak için söylenir. Siz başkasına söz söylerken ona bir şey anlatmak için söylemez misiniz?

O halde Allah da sözlerini bir şey anlatmak için söylediğine göre insanlar o sözleri neden anlamadan geçiyorlar/anlamak istemiyorlar?

Bir insan konuşmaya başladığı zaman “susun bakalım adam bir şey söylemek istiyor, dinleyelim de anlayalım” denilir.

Allah konuşmuş (konuşmaya da devam ediyor) ve Kur’an oluşmuş. O zaman Allah’ın konuşması olan Kur’an’a da yukarıda olduğu gibi aynı duyarlılığı gösterelim ki, rahmetine layık olalım.

“Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki merhamet edilesiniz”(Araf/204)

Kur’an’ı düşünerek ve anlayarak okumamız/dinlememiz gerekir ki ibret alıp fayda görelim. Anlamadan okuduğumuzda bu fayda nasıl elde edilecek?

Kur’an’ın çoğunun kıssalardan oluştuğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Kıssalar hisse almak için anlatılır. Anlaşılmayan bir sözden hisse almak mümkün değildir.

“De ki: O (Kur’an) büyük bir haberdir. Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.”(Sa’d/67,68)

Madem Kur’an büyük haberleri ihtiva ediyor, o halde Kur’an’ı anlamadan okuyan kimse büyük haberlerden gafil kalmaz mı? Ayetteki “siz ondan yüz çeviriyorsunuz” ifadesini aynı zamanda “siz o Kur’an’ın anlamından uzak kalıyorsunuz” şeklinde yorumlamak yanlış mı olur?...

Akıl, düşünmek ve anlamak içindir. Allah Kur’an’ın başından sonuna kadar akıl sahiplerine hitap edip “aklınızı kullanmıyor musunuz?, tefekkür etmiyor musunuz?, düşünmüyor musunuz?” şeklinde ifadeler kullanarak anlamayı bir amaç olarak önümüze koymuştur. Bu gerçek ortada iken sevap kazanmak için anlamadan Kur’an okumayı nereye oturtacağız?

“Hani Allah kendilerine kitap verilenlerden: ‘Onu muhakkak insanlara açıklayıp anlatacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz’ diye söz almıştı. Onlar ise onu kulak ardı ettiler ve onu basit menfaatlerle değiştirdiler. Ne kötü bir alışveriş yapıyorlar!” (Al-i İmran/187)

Bu ayet kitabı bilen kimselere onu başkalarına açıklama sorumluluğu getirmek suretiyle Allah’ın kelamının anlaşılması yolunda bizlere net bir fikir vermiş olmaktadır.

Kur’an’ı okuma konusunda Kur’an’da dört tane kelime kullanılır.

<!--[if !supportLists]-->1. <!--[endif]-->Kıraat: “Karae kökünden gelir ve okumak, mütalaa etmek, incelemek,.. anlamlarına gelir.

“Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (Alak/1)

<!--[if !supportLists]-->2. <!--[endif]-->Tilavet: “Telâ” kökünden gelir. Okumak, bir şeyin ardından gitmek, uymak,.. anlamlarına gelir.

“Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu hakkıyla okurlar. Çünkü onlar ona iman ederler…”(Bakara/121)

3. Tertil: “Ratele” kökünden gelir. Kur’an’ı okumada itinalı, düşünerek, yavaş yavaş okumak demektir.

“Tertil üzere Kur’an oku!” (Müzzemmil/4)

4. Tedris: “Derase” kökünden gelir. Kitap veya dersi anlamak ve hıfzetmek için okumak anlamına gelir.

“Yoksa size ait bir kitap varda (bu batıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?”(Kalem/37)

Kur’an’da okuma ile ilgili geçen dört kelimenin de sözlük anlamlarına baktığınızda kesinlikle okumanın aynı zamanda “anlama” çabasını da ifade ettiğini göreceksiniz. Okuma işini anlama çabasından ayırmak mümkün değildir.

“Gerçektende (imana gelmeleri ve böylece) günahlarını bağışlaman için onları ne zaman davet ettiysem parmaklarını kulaklarına tıkadılar…”(Nuh/7)

Nuh (a.s), insanları davet ettiğinde onlar parmaklarını kulaklarına götürüyorlardı. Böylece peygamberin davetiyle kendi aralarına engel koyarak, duymak ve anlamak istemiyorlardı. Tabi burada söz konusu edilen kâfirlerin bu tavırlarında bilinçli bir red vardır. Ama sonuçta peygamberin ne dediğini anlamamış ve davetinden uzak kalmış oluyorlardı.

Tıpkı buradaki durumda olduğu gibi günümüzde Müslümanlar da Kur’an okurken sadece lafzını okudukları için Kur’an’ın anlamıyla aralarına engel koymuş oluyorlar. Bilinçsizce yapılıyor olsa da Müslümanlar bu tavırlarıyla Kur’an’ın davetiyle kendi aralarına engel koymuş olmaktadırlar. Şimdi şu iki tavrı yan yana koyun ve düşünün:

Kâfirler peygamberin çağrısına karşı parmaklarını kulaklarına tıkayarak peygamberin ne dediğini dinlemek ve anlamak istemiyorlar.

Bunun yanında Müslümanlar Kur’an’ı okurken parmaklarını kulaklarına götürmüyorlar ama anlamadan okudukları için bunlar da Kur’an’ın ne dediğinden mahrum kalıyorlar.

Biri bilinçli, diğeri ise bilinçsiz de olsa netice de her iki kesim Allah ve peygamberi anlamayıp çağrısından uzak kalarak aynı noktada buluşmuş olmuyorlar mı? Yani her iki durumda da davet muhataplarına ulaşmıyor.

Bu durumda günümüzde Müslümanların anlamadan Kur’an okumaları eskiden kâfirlerin yaptıkları parmağı kulağa tıkamanın Müslüman’cası oluyor galiba!...

Kur’an insanlar için bir uyarıdır. Eğer Kur’anı anlamadan okursak Kur’an insanları nasıl uyaracak? Böyle anlamadan okuyarak Kur’an’ın uyarıcılık işlevini yok etmiş oluyoruz. Hayat kitabı olan Kur’anı hayattan çekip alıyoruz.

Böylece Kur’an hayatın içinde! ama kimseye karışmayan, hayatı şekillendirmekten uzak bir tapınak kitabı konumuna düşürmüş olmuyor muyuz?.

Peki, bizim bu tutumumuz biz Müslümanları laikleştirmeye/küfre çevirmeye çalışan güçlere farkında olmadan hizmet etmek anlamını taşımıyor mu? Burada şu soru üzerinde düşünün:

Kur’an’ı anlamadan okumak Kur’an’a mı yoksa Kur’an düşmanlarına mı hizmet ediyor?

Gerçekten insanları düşündürerek tesiri altına alan ve sonra da değiştirerek ihya eden bu iman kitabı ancak bu şekilde anlamsızlaştırılarak hem müslümanların elinden alınabilir hem de onları avutabilir!

Kur’an’ı Müslümanların elinden cismen almak mümkün değil. Dünyada da Kur’an’ı cismen yok etmek mümkün değil. Çünkü onu Allah koruyor.

Ancak anlamı devre dışı bırakılan bir kitabın olması ile olmaması arasında bir fark yoktur!

İngiltere devlet adamı Churchill’in avam kamarasında yaptığı konuşmada şöyle dediği rivayet edilir:

(Eline Kur’anı alarak diyor ki) “Şu elimde gördüğünüz kitabı müslümanların elinden almadan onlara yapabileceğimiz bir şey yoktur. Bundan sonraki savaşımız Kur’an’a ve onun insanlara sunduğu değerlere karşı olacaktır. Ancak o zaman emelimize ulaşabiliriz.”

Bugün yaşadığımız hal sanki bu sözlerin bir uygulaması gibidir. Elimizdeki kitabı anlamadan okuduğumuz için aslında Kur’an elimizden alınmış hükmündedir. Çünkü Kur’an hem lafzıyla hem de manasıyla Kur’an’dır.

Manasını göz ardı ettiğimiz zaman canı alınmış bir varlık gibi olur. Ölü olan şeyin elimizde olması aslında olmaması anlamına gelmiyor mu?

Ebu’d- Derda (r.a) dan : Peygamberle(s.a.v) beraberdik, gözüyle semaya baktı ve şöyle dedi: “Şu an ilmin insanlardan çalınma zamanıdır. Hatta ilim adına hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerdir”

Ziyad b. Lebid el Ensari dedi ki: “Bizden ilim nasıl çalınacak? Biz devamlı Kur’an okuyoruz, Kur’an’ı okuyup öğretiyoruz, çocuklarımıza, hanımlarımıza da öğretip okutuyoruz.”

Şöyle buyurdu: “Ey Ziyad! Annen seni yetim bıraksın! Seni Medine ahalisinin fakihlerinden sayacak olursam, (şuna dikkatini çekmek isterim) : Söyle bakalım! İşte Tevrat Yahudilerin elinde ve işte İncil Hıristiyanların elinde, onlara bu kitabın hiçbir faydası var mıdır?”

Cubeyr dedi ki: Ubade b. Samit’e rastladım, dedim ki: “Kardeşin Ebu’d-Derda ne anlatıyor duyuyor musun?” Sonra onun söylediklerini ona söyleyince şöyle dedi: “O doğru söylemiştir. İstersen yeryüzünde kalkacak olan ilk ilmi sana bildireyim. Yeryüzünden ilk kalkacak olan ilim huşu’dur. Camiye girip de huşû içinde tek bir adam göremeyeceğin zaman pek yakındır”(Tirmizi, ayrıca bak..Rudani, Hadis külliyatı, c.1, s.70)

Ahirette peygamberimiz(s.a.v) Kur’an hakkında Allah’a şöyle şikayette bulunacak:

“Peygamber diyecek ki: Ey rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı büsbütün terk ettiler.”(Furkan/30)

Bu ayeti anlamaya çalışırken “Bu insanlar hem Resulullah’ın(s.a.v) ümmeti olacak hem de Kur’an’ı terk edecekler. Nasıl olur bu?” diye bir soru sorduğumuzda herhalde; şimdiki gibi, dersek yanlış söylemiş olmayız.

Çünkü Kur’an ümmetin elinde bol bol okunuyor, hatimler indiriliyor, hafızlar yetişiyor ama anlamayı ve üzerinde düşünmeyi terk etmişiz. Tabir yerindeyse onu uzaktan seviyoruz! Bu ne biçim sevgiyse!…

Ümmet Kur’an’la ilgileniyor ama içi boş bir ilgiden bahsetmek mümkün. Yani Kur’an’a bir şekilde terkedilmişlik muamelesi yapılıyor, Kur’an yetim bırakılmış!

Kur’an okumak Allah ile konuşmaktır. Anlamadan Kur’an okuyanlar Allah konuşurken O’nu dinlemedikleri halde dinler gibi yapmış oluyorlar ama dinlemiyorlar. Peki bu Allah’a ve Kitaba saygısızlık değil midir?...

Siz konuşurken biri sizi dinler gibi yaparsa ama ne dediğinizle ilgilenmezse siz bunu hakaret saymaz mısınız?

Peki, hem Kur’an okuyacaksınız hem Kur’an’ın (Allah’ın ) ne dediğiyle ilgilenmeyeceksiniz!

Ne iştir bu! Böyle bir okumayı kim soktu müslümanların kafasına!

Müslümanlar böyle abes bir şeye nasıl prim verir?

Hasan Eker (Devam Edecek)


_________________

Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar?
Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?

Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.

Yarın akılsız
neyi bileceksin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Anlamadan Kur'an Okumak Sevap mıdır? - 1
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя.. :: ♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥...::::iSLAM::::....♥✿•*¨`*•✿♥ ♥✿•*¨`*•✿♥. :: ѕσяυ & ¢єναρ-
Buraya geçin: