
İlim Dünyamıza Hoşgeldiniz.. ßiร๓illคђiггคђ๓คภiггคђi๓ ..νυѕℓαтıм özℓємiм∂iя.. KaRdEsLiGiN DaIm oLdUgU, sEvGiLeRiN BiRlEsTiĞi, DoStLuKlArIn bItMeDiGi AiLe fOrUmUmUzDa iYi vAkIt gEçIrMeNiZ UmUdUyLa eFeNdIm eDePlE GeLeN HüRmEtLe gIdEr. |
|
| | Yarın Kılarız Diyenlerin Biz Kıldık Namazını | |
| |
| Yazar | Mesaj |
|---|
vuslatım özlemimdir Yönetici


Mesaj Sayısı: 916 Kayıt tarihi: 02/04/09 Yaş: 35 Nerden: SİVAS
 | Konu: Yarın Kılarız Diyenlerin Biz Kıldık Namazını Salı Mayıs 19, 2009 4:11 pm | |
| http://www.islamisohbet.com/forum/islami-videolar/2689-namaza-davet/ ----------------------------------------------------------------- BÜTÜN HERKEZİ NAMAZ KILMAYA DAVET EDİYORUZ. ŞÜPHESİZ Kİ İNSANLAR ALLAH'A KULLUK (İBADET) ETMEK İÇİN YARATILMIŞLARDIR. İBADETLERİN EN ÖNEMLİSİ İSE NAMAZDIR. ÖLÜNCE VERİLECEK İLK HESAP KİŞİNİN NAMAZLARIDIR. GELİN BU HESABI KOLAY VERELİM. _________________ Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar? Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?
 Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.
Yarın akılsız neyi bileceksin?
|
|  | | vuslatım özlemimdir Yönetici


Mesaj Sayısı: 916 Kayıt tarihi: 02/04/09 Yaş: 35 Nerden: SİVAS
 | Konu: Namazı Terketmenin Bahaneleri Salı Mayıs 19, 2009 4:21 pm | |
| BENİM KALBİM TEMİZ
Namazla ilgili sohbet veya tavsiyeler üzerine kimi insanlar hemen ortaya atılır:
“Kardeşim, sen benim kalbime bak. Benim kalbim temiz. Hiç kimseye kötülük
düşünmüyorum.”
Bunu söyleyen insanlar, gerçekten Rabbimizin emirleri ve dinimiz İslâmiyet
hakkında pek bir şey bilmiyor.
Öncelikle, “Benim kalbim temiz” diyerek böbürlenmek, kendini beğenmek ve
namaz kılanları kalpleri kirli olan insanlar olarak görmek büyük bir hatadır.
Çünkü dinimiz, alçakgönüllü olmayı, asla büyüklenmemeyi emreder.
Kalbinin temiz olduğunu herkes kendisi değil, başkaları söylemelidir. Bir
kimse elbette kendisini iyi görür. Asıl hüner, başka kimselerin onu takdir etmesidir.
Asıl önemli konu şudur: Namazı emreden Rabbimiz ve onu bize öğreten Peygamberimizdir.
Hiçbir ayet ve hadiste, “Ey kalbi kirli olanlar, namaz kılın. Kalbi
temizler, siz yan gelip yatabilirsiniz” diye bir emir yok.
Namazla ilgili tüm emirler, mü’min ve Müslüman olanlar içindir. Üstelik kalbiniz
temizse, daha fazla namaz kılmalısınız.
Dünyanın gelmiş geçmiş kalbi en temiz insanı, Peygamberimizdir. Hiç kimse
için kötülük düşünmemiş, hatta canına kast eden nice düşmanlarını affetmiştir.
Ancak en çok namaz kılan da yine odur. Bir bakıma şunu söyleyebiliriz: Kimin
kalbi temiz, imanı güçlü, teslimiyeti fazlaysa, o kişi daha çok namaz kılar.
Bu yüzden “Kalbim temiz” bahanesi hiçbir temele dayanmayan asılsız bir safsatadan
ibarettir. _________________ Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar? Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?
 Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.
Yarın akılsız neyi bileceksin?
En son Zeynep-Aylin 58 tarafından Salı Mayıs 19, 2009 4:31 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi |
|  | | vuslatım özlemimdir Yönetici


Mesaj Sayısı: 916 Kayıt tarihi: 02/04/09 Yaş: 35 Nerden: SİVAS
 | Konu: Namazı Terketmenin Bahaneleri Salı Mayıs 19, 2009 4:23 pm | |
| CAMİYE VE ABDEST YERİNE UZAĞIZ
Bir grup dindar ve namaz kılan insan bir otobüs kiralayarak İstanbul’u gezmeye
geliyorlar. İçlerinde iman ve Kur’an’a hizmet etmek aşkıyla yanıp tutuşan
çok gayretli, namaza karşı çok dikkatli gençler var. Niyetleri sabah namazını Süleymaniye
Camisinde kılarak, manevî havayı doyasıya teneffüs etmek, âdeta
asırlar öncesinin feyizli dünyasında bir saat geçirebilmek.
Ne var ki, şehrin içinde, tam da sabah namazı vaktinde otobüs arıza yapıyor.
Bir türlü sorunu çözemiyorlar. Tabiî o saatte her yer kapalı ve bir tamirci getirmek
imkânsız. Olayı anlatan arkadaşım, maalesef sabah namazını kılamadıklarını
söyledi. Kulaklarıma inanamadım, “Nasıl olur, hiçbir çözüm aklınıza gelmedi
mi?” dedim. “Çevreyi tanımıyoruz, etrafta cami yok” dedi arkadaşım. Oysa bahsettikleri
yerin birkaç yüz metre ötesinde cami vardı. Tabiî yüksek katlı binalardan
dolayı gözükmüyordu. Daha baştan, “Cami yok, çevreyi bilmiyoruz, namaz
kılacak bir yer bulamayız” diye düşündükleri için kaybetmişlerdi.
Eğer kafalarında, “Kesinlikle namazı kılmalıyız, onun önünde hiçbir engel tanımayız”
düşüncesi olsaydı, Allah onlara mutlaka bir çıkış yolu gösterecekti.
Meselâ, iki kişi bir taksiyle etrafı gezer, buldukları camiye bütün arkadaşlarını
götürürdü. Belki çok az bir masraf edilirdi, ama “dünya ve içindekilerden daha
hayırlı olan sabah namazı” kazaya kalmazdı. _________________ Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar? Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?
 Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.
Yarın akılsız neyi bileceksin?
En son Zeynep-Aylin 58 tarafından Salı Mayıs 19, 2009 4:32 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|  | | vuslatım özlemimdir Yönetici


Mesaj Sayısı: 916 Kayıt tarihi: 02/04/09 Yaş: 35 Nerden: SİVAS
 | Konu: Namazı Terketmenin Bahaneleri Salı Mayıs 19, 2009 4:24 pm | |
| YER TEMİZ Mİ? ORTAM UYGUN MU?
Bazı kimseler, bulundukları yerin temiz olmadığını ya da namaz kılacak uygun
bir yer bulamadıklarını namaza engel gösterirler. Oysa toprakta, betonda,
tahtada, parkede, camda, çimde namaz kılabiliriz. Yeter ki, gözle görünen, mutlaka
fark edilen bir pislik olmasın.
Eğer namaz kılacağınız yer üzerine halı, kilim, hasır gibi bir şey döşenmemişse,
hiç çekinmeden paltonuzu, ceketinizi veya kazağınızı çıkarıp serin. Bir keresinde
yazdığım bir yazıdan dolayı savcıya ifade vermek üzere mahkemeye gitmiştim.
Sıramızı beklerken namaz vakti girdi. “Nasıl olsa ifademizi verdikten
sonra vakit kalır ve o zaman kılarım” diye düşünebilirdim. Ama en güzeli namazı
vaktinde kılmaktı. Çünkü ne olur ne olmaz, bir aksilik çıkar ve namazımıza
yazık olurdu. Hemen lavaboda abdestimi aldım ve bulunduğumuz kattaki kapıdan
terasa çıktım. Ceketimi çıkarıp namazımı büyük bir huzurla kıldım. Mahkemede
ifade verecektik, heyecanlı ve sıkıntılıydık. Ama hiçbir şey, namazı kazaya
bırakmak kadar acı ve sıkıcı değil.
Belki namaz vaktinin girdiği ve geçmek üzere olduğu ortamda sıkılabilirsiniz.
Hiç kimsenin namaz kılmadığı bir yer olabilir. Yukarıda verdiğim örnekte belki
sıkılıp utanmak mümkün. Mahkemeye gelmişsiniz, heyecanlısınız, etrafınızda
görevli memurlar var. Hiç önemli değil. Siz en temel hakkınız olan, ibadet etme
hakkınızı kullanıyorsunuz. Namazın kime, ne zararı var?
Bir keresinde bir televizyonda canlı yayına katılacaktım. Akşam ezanı okundu.
Lavaboya giderek abdest aldım ve mescid olup olmadığını sordum. Maalesef
yoktu. Yayına çıkacağımız ve kalacağımız süreyi hesap ettim. Namaz vakti çıkmadan
işimiz bitecekti. Böylece dışarıda namazımızı kıldık. Eğer bu mümkün
olmasaydı, hiç çekinmeden orada kılacaktım. Gerekirse yayına bile katılmazdım.
Çünkü, namazdan önemli hiçbir şey yoktur.
Camilerden uzak veya tanımadığımız ortamlarda karşılaştığımız problemlerden
birisi de, kıbleyi bulmak meselesidir. Kıbleyi, çevremize sorarak veya bazı
formüller uygulayarak bulmak mümkündür. Bunun için ilmihal kitaplarındaki
bahislere bakmanız gerekir. Ama en kestirmeden kıble bulma formülü, kıbleyi
gösteren bir pusula almaktır. Sadece kıble bulmak için özel yapılmış pusulalar ve kullanma kılavuzları vardır. Bunu yanımızda taşımakla, her yerde her zaman
kıbleyi bulmamız mümkündür.
Dünya hayatı için bir sürü eşyanın hamallığını yapıyoruz. Ahiretimiz için de
gerekli bazı cihazları taşısak hiçbir şey kaybetmeyiz. _________________ Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar? Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?
 Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.
Yarın akılsız neyi bileceksin?
En son Zeynep-Aylin 58 tarafından Salı Mayıs 19, 2009 4:34 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|  | | vuslatım özlemimdir Yönetici


Mesaj Sayısı: 916 Kayıt tarihi: 02/04/09 Yaş: 35 Nerden: SİVAS
 | Konu: Namazı Terketmenin Bahaneleri Salı Mayıs 19, 2009 4:25 pm | |
| OKADAR ÇOK ENGELİM VAR Kİ...
Namazın önünde hiçbir engel tanımayın. Emin olun ki, eğer tanımazsanız
namaza sizi davet eden Allah, karşınıza çıkmaya yeltenecek her türlü engeli
ayaklarınızın altında zelil edecektir.
Deneyin. Yanınızda, kâinatı şah damarından yakalayan Allah varken hangi
ordular sizi durduracakmış! Hangi şeytan alıkoyabilecekmiş sizi o engin buluşmadan?
Biliyorum, hepimiz çeşitli bahanelerle yüzleşiriz. Belki de bazen namazı eda
edemeyişimizin nedeni keyfimiz değildir.
Hücrelerinize kadar yorgun musunuz? Hastalık iliklerinize kadar kuşattı mı
sizi? Zamanınız ve saniyeleriniz bir mengeneye mi sıkıştı? Hiç olmazsa farzları
kılabilirsiniz.
Farz, Allah ile bağlarımızı koruyan asgarî sınırdır. Güvenlik bağınızı kopardığınızda
boşluğa yuvarlanırsınız. Biz hiçbir rüzgârdan etkilenmeyecek kadar güçlü
bir ip cambazı değiliz. Kalbimizi hedef seçen kurşun yağmurları arasında yürüyoruz
bu hayat ipinde. Semanın sonsuzluğuyla bizi bağlayan farzları da terk
edersek, kaçırdığımız ipin ucunu bir daha yakalayamama tehlikesi var.
Bir vakit namazı kılamazsanız diğer namazı da kılamayabilirsiniz. Bir defa
koptuğunuzda, bağışlayan rahmet aşağılardan sizi yakalamazsa çukura çakılmanız
mukadderdir.
Nefis asla doymaz, tatmin olmaz, isteklerini bitirmez. Kopardığı bir tavizi daha
büyük bir talep takip edecektir. Elinizi alırsa kafanızı da götürmek isteyecektir.
Nefsine selâm veren ona borçlu çıkacaktır. Tercih sizin. Uzatmadığınız kalbinizden
hangi rahmetin tutmasını bekleyeceksiniz ki?
Eğer bir gün, şeytan tüm bahaneleri tank yapıp üzerinize yürürse, eğer bir gün
nefsiniz yüreğinize taktığı zincirle sizi sürükleyip götürmek isterse, kimden koparılmak
istendiğinizi hatırlayın.
Bu kopuş, anadan, babadan, yârdan, yurttan kopuş gibi değildir. Candan
kopmak böylesine hazin olamazdı. Kimden koparılmak istendiğinizi görün. Nasıl,
bir aslan gibi güçleneceğinizi, çelik gibi bir iradeye sahip olacağınızı anlayacaksınız.
O zaman hiçbir engel Yaratıcınızla olan bağı koparmayı başaramayacaktır.
Namaza karşı forvette oynayan veya kalecilik yapan bir futbolcunun psikolojisiyle
hareket etmelisiniz. Bunların ikisinin de gözü toptadır. Golcü futbolcu
“Nasıl etsem de gol atabilsem” diye gözünü kırpmadan topu izler. Kaleci de,
“Aman topu kaleye sokmayayım” diye devamlı topu takip eder. Gol fırsatını kaçırmayı
veya gol yemeyi, sanki ölüm gibi acı görürler.
Bilirler ki, milyonlarca taraftar onları izlemektedir. Onların başarısıyla sevinecek,
hatasıyla acıya boğulacaklardır.
Namaz için ezan okunduğunda bizleri kimlerin izlediğini hiç düşündünüz mü?
En başta Rabbimiz huzuruna bekliyor. Bizim kendilerini göremediğimiz, ama
ruhen her zaman etrafımızda olan melekler, nebiler, evliyalar bizim namaz için
koşmamızı istiyorlar. Allah’ın huzuruna coşkuyla koşuyorsak, mutlu oluyor,
ihmal edersek hüzne gark oluyorlar. Yine ihmal eder misiniz?
Madem ki dinimizde imandan sonra en büyük hakikat namazdır; aklımız, kalbimiz,
ruhumuz, duygularımız namazla dolmalı, onunla doymalı, bütün zerrelerimizi
Allah’la buluşmanın sevinç ve heyecanı kaplamalıdır.
Dikkat edin: Ben namaz için bir vakit ihmali ve geciktirmeyi bile reddeden bir
anlayışla bunları yazıyorum. Yoksa sadece hiç namaz kılmayanları kast etmiyorum.
Bu açıdan hiçbirimiz, “Biz zaten namazımızı kılıyoruz” diye işin içinden
sıyrılamayız.
Namazı geciktirmeye, ihmale veya baştan savma kılmaya mazeret diye gösterdiğimiz
şeylere bakın! Söyler misiniz, hangisi vazgeçilmez Allah aşkına?
Namaz benliğimizi öylesine doldurmalı ki, vaktimizi, yerimizi, işimizi ona
göre ayarlamalıyız. Muhterem validemin tedavi için hastaneye giderken ihtiyaç
çantasına koyduğu ilk şey, seccadesi olurdu. Ne kadar zor şartlarda ve yoğun
olursa olsun vakti girince yaptığı ilk iş, namazı kılmaktı. Biz de böyle davranırsak
ne kaybederiz?
Namazı engelleyecek şeylerin sizi yenmemesi için, bütün savunma gücünüzü
hazırlayın ki, nefisten gol yemeyesiniz. Eğer böyle bir şuur zırhını kuşanırsanız,
Allah’ın, hayal edemeyeceğiniz fırsatlar yaratacağından hiç şüpheniz olmasın.
Siz Ona kul olup, namaz kılma heyecanıyla yaşarsanız, O size zaman yaratır, yer
yaratır, imkân yaratır. Hattâ insanları size hizmetçi yapar. _________________ Bir hayatki Sonu cennettir.Sıkıntıdan ne çıkar? Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir.Rahatından ne çıkar?
 Yaşamanın sırlarını bileydin ölümün sırlarını da çözerdin. Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok.
Yarın akılsız neyi bileceksin?
|
|  | | | | Yarın Kılarız Diyenlerin Biz Kıldık Namazını | |
|
Similar topics |  |
|
| | Bu forumun müsaadesi var: | Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
| |
| |
| |
|